DR. ÖĞR. ÜYESİ HİLAL KEKLİCEK TARAFINDAN "DÜŞME" KONULU BASIN TOPLANTISI DÜZENLENDİ

    Fakültemiz Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, Nörolojik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hilal Keklicek tarafından 7 Ağustos 2019 Çarşamba günü "Düşme Riskinde Hareket Analizleri ve Koruyucu Fizyoterapi Yaklaşımları"  konulu basın toplantısı düzenlendi. Fakültemiz Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda basın mensuplarıyla bir araya gelen öğretim üyemiz, düşme sorununa karşı alınması gereken önlemlere ve sonrasında yapılması gerekenlere dikkat çekti.
    Düşmenin, göz ardı edilmemesi gereken önemli bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen Keklicek; “Düşme, hem bu süreci yaşayan birey, hem bakım veren bireyler, hem de sağlık harcamaları açısından manevi ve maddi birçok maliyete sebep olan bir olaydır. Düşmelerin yüzde 10’luk bir dilimi kırıkla sonuçlanmaktadır. Kırıkların ise hemen hemen yüzde 90’lık bir dilimi düşme nedeniyle olmaktadır. Düşmeler ise çoğunlukla yürüme esnasında veya harekette değişiklik yapma anında meydana gelmektedir. Avrupa’da düşmenin getirdiği maliyetin 7 bin dolar kayba neden olduğu, komplikasyonlarla birlikte bu maliyetin 9 bin dolara çıkabildiği ve Avrupa’ya yıllık yükünün 37 milyon avroya karşılık geldiği bildirilmiştir” ifadelerine yer verdi.
Düşmenin bireye yansımalarının ise telafisi mümkün olmayan süreçleri devreye sokabileceğine dikkat çeken Keklicek; “Kazara kırıkların olması, travma yaşayan bölgeye, kişinin kemik veya sistem sağlığına bağlı olarak farklı sonuçlar doğurabilir. Birey, yaşamını dahi kaybedebilir ki kazara ölümlerde düşmenin etkili bir faktör olduğu da bilinmektedir. Düşme ile en güzel ve etkili mücadele düşmeyi önlemektir. Düşmenin önlenmesi için ise öncelikle risklerin iyi tespit edilmesi gerekir” dedi.
“Düşme eğilimi belirlenebilir”
    Kişilerin düşmeye eğilimli olup olmadığının çok daha önce belirlenebilmesinin öncelikli amaç olduğunu söyleyen Keklicek; “Yaşlanmış veya bir hastalığı olan bireyin risklerini belirlemek ya da hangi nedenler ile düşebileceğini öngörmek veya düştüğünü tespit etmek için klinik olarak ulaşılabilir birçok test ve ölçek bulunmaktadır. Kişilerin belirli bir süre içerisinde, belirli bir performansı gerçekleştirmesindeki becerileri ve süreleri dikkate alınarak bu tespitler yapılabilir. Zaman içerisinde becerilerinin gerilediği veya geliştiği bu süreli performans testleri veya çeşitli ölçeklerle belirlenebilir. Bireyin düşmesine neden olabilecek bireysel veya çevresel etmenler incelenip, önleyici ve koruyucu yaklaşımlar yapılabilir. Bu uygulama yelpazesi, fizyoterapist eşliğinde kişiye özel egzersiz uygulamalarından ev içi düzenlemelere kadar uzanabilir” sözlerine yer verdi.
“Düşme riski önceden tespit edilebilir”
    Keklicek, dünya genelinde son 15 yılda özellikle hız kazanmış hareket analizleri teknolojileri ile düşme risklerinin düşme olayı meydana gelmeden önce tespit edilebildiğini açıklarken; “Henüz genç yaşta herhangi bir düşme öyküsü olmayan bir bireyin, yakın zaman diliminde düşme eğilimi olup olmadığı belirlenebilmektedir. Henüz düşmeyen bir bireyin hareketlerine ait özellikler, uzun soluklu yürüyüş analizi yapabilen sensörler veya kameralı sistemler ile toplanmakta, bu özelliklerin kendini tekrar edebilme, değişkenlik gösterebilme ve iç örüntü oluşturabilme kabiliyetleri hesaplanmaktadır” dedi.
“Aktif Yaşlanma Merkezi’nde başlayacak”
    Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Nörolojik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nın, bireylerin düşme risklerini güncel teknolojiye uygun yöntemlerle belirleyebildiğini açıklayan Keklicek; “Ayrıca ergoterapi ve elektrik elektronik mühendisliği ile birlikte detaylı analizler ve çevre aktivite analizleri de gerçekleştirebilir durumda hizmet vermeye hem Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde, hem de Trakya Üniversitesi Aktif Yaşlanma Merkezi’nde başlayacağız. Herhangi bir sağlık problemi olmayan bireylerin bile düşme risklerinin veya eğilimlerinin olup olmadığına düzenli aralıklar ile baktırmaları, onların gelecekte birçok fayda görmesini sağlayacaktır” ifadelerine yer verdi.
“Rutin bir uygulama olmalı”
    Düşme riskinin, sanıldığının aksine yalnızca nörolojik hastalıklarla ilişkili olmadığını belirten Keklicek; “Henüz 2019 yılında kronik böbrek hastalığı olan bireylerin, yüksek tansiyonu olan bireylerin düşme riskleri de tanımlanmıştır. Bu nedenle aslında düşmeye eğitim ya da düşme riskimizin olup olmadığının kontrolü rutin bir uygulama olmalı, aile hekimlikleri ile temaslar kurulmalı ve ihtiyaç halinde, eşlik eden başka bir hastalığımız var ise kişinin takip eden hekimi ile istişare edilerek uygun sıklıkta izlemler gerçekleştirilmeli ve kişinin tıbbi durumuna uygun olarak ilgili branş hekimi ile fizyoterapist bireyin koruyucu veya rehabilite edici egzersiz programı planlanmalıdır. Ayrıca ilişkili tüm sağlık personelleri ile ergoterapi, sağlık hizmetleri, sağlık yönetimi vb. gibi birimlerle ortak çalışmalarla bireysel ve toplumsal riskleri en aza indirecek önlemler üzerine çalışılmalıdır” dedi.
“Tıp dışında başvurulmamalı”
    Keklicek, vatandaşlara düşme risklerinin olup olmadığını tespit ettirmelerini önerirken; “Düşmeden de düşme riskimiz olup olmadığına baktırmamız gerekiyor. Bir kez bile de düşsek başımıza bir kırık gelse de, gelmese de; bir burkulma yaşasak da, yaşamasak da; hiçbir yerimiz incinmese bile bunun mutlaka bir analiz laboratuvarında araştırılması gerekir. Bir travma bulgusu varsa kesinlikle bu konunun uzman hekimine danışılması gerekir. Tıbbın dışında bir yönteme başvurulmaması gerekir” sözlerine yer verdi.

HABER LİNKLERİ
https://www.youtube.com/watch?v=p_QmpUI3xNA
https://www.ntv.com.tr/saglik/dusmenin-maliyeti-yillik-37-milyon-avro,KyWnAH4qH02xxr7E_VrALA
https://www.haberler.com/dusmenin-maliyeti-yillik-37-milyon-avro-12313236-haberi/
http://www.gundemedirne.com/detay/4033-dusmenin-caresi-bilim.html



Bu içerik 09.08.2019 tarihinde yayınlandı ve toplam 347 kez okundu.